
Sanat ve Yaratıcılık üzerine bir Manifesto…
23 Ocak 2026I İnsan eksiktir. Ama bu eksiklik bir hata değildir. İnsan, tamamlanamadığı için değil, tamamlanmamak üzere kurulduğu için insandır. Eksik, kapatılacak bir boşluk değil; üzerinde durulan bir eşiktir.
II Boşluğu kanıtlayamayız. Mucizeyi de. Ama ikisini de tanırız. Çünkü insanlık tarihinde ne boşluğun sustuğu ne de mucizenin tamamen kaybolduğu tek bir an vardır. Vardır dememiz, inanmamızdan değil; hissetmemizdendir.
III* Hayat, yalnızca ızdırap ile sıkıntı arasında gidip gelen bir sarkaç değildir. Bu, yorgun bir bilincin tasviridir. Hayat, boşluk ile mucize arasında salınır. Ve bu salınım, ne kaderdir ne teselli; bir fark ediş biçimidir.
IV İnsan arzular. Çünkü eksiktir. Ve eksik olduğu için arzulaması, bir zayıflık değil, bir canlılık belirtisidir. Sorun arzu değildir. Sorun, arzunun etiketle satılmasıdır.
V
Sistem, insana mutluluk vaat etmez. Sistem, insana istemeye devam etme imkânı satar. Tatminsizlikten bir düzen kurar, tekrardan bir ekonomi üretir, ruhun eksikliğinden artık değer devşirir. Ve bunu yaparken der ki:
“Bu senin arzun.”
VI Oysa özne, bir nesneye sahip olduğu için değil; hiçbir nesnenin onu tamamlayamayacağını sezdiği anda özne olur. Bu sezgi acıtır. Ama bu acı, bilincin ilk dürüstlüğüdür.
VII Acıdan zevk almak mümkündür. Ama bu zevk, öğretilmişse bağımlılıktır; paketlenmişse itaattir. Eğer zevk, öznenin kendi kurduğu fantaziden doğuyorsa, o zaman acı katlanılabilir bir derinliğe dönüşür.
VIII Herkes keşiş olmak zorunda değildir. Arzulamayı bırakmak özgürlük değildir. Özgürlük, arzunun kimin dilinden konuştuğunu ayırt edebilmektir.
IX Ruh kutsal bir öz değildir. Ruh, büyüyen, bozulan, dönüşen bir süreçtir. Bu yüzden ruh dokunulmaz değil; sorumluluk gerektirir.
X Hiçbir öğreti, hiçbir mürşid, hiçbir filozof insanın yerine boşlukta duramaz. Boşluk devredilemez. Boşluk yalnızca yaşanır.
XI Boşluk asla boş kalmaz. Eğer insan ona sahip çıkmazsa, başkaları onu adlandırır. Ve insan kendi eksikliğini başkalarının dilinden dinlemeye başlar.
XII Bu metin kurtuluş vaat etmez. Bir yol haritası sunmaz. Sadece şunu söyler: Eksikle kurulan sahici bir ilişki, hazır anlamlardan daha ağırdır. Ama daha gerçektir.


